28 Eylül 2010 Salı

Nadal'la tanrı üstüne


Nadal'ı her geçen gün daha çok seviyorum. Bu yaz Wimbledon sonrası yapılan soru-cevap sırasında inancıyla ilgili soruya net ve dürüstce bir cevap vermiş. Takdir ettim.

"Do you believe in God? We see football players crossing themselves. You don't do that. Do you do praying?"

(Tanrıya inanıyor musun? Futbolcuların haç çıkardıklarını görüyoruz, sen yapmıyorsun, dua ediyor musun?)


"It's hard to say, "I don't believe in God." I would love to know if God exists. But it's a very difficult thing for me to believe. I don't know. It's private and I don't want to speak about it, but I say, "If God exists, you don't need [to cross yourself] or pray." If God exists, he's intelligent enough to [do] the important things, the right things."

(Tanrı'ya inanmıyorum demek zor. Tanrı'nın var olup olmadığını bilmeyi çok isterdim ama bu benim için inanması oldukça güç bir şey. Bilemiyorum, bu özel bir şey ve bunun hakkında konuşmak istemiyorum ama diyebilirim ki eğer tanrı varsa, haç çıkarmaya veya dua etmeye gerek yok. Eğer tanrı varsa, önemli şeyler, doğru şeyler yapacak kadar da zekidir.)

1 yorum:

Özgür Sahin dedi ki...

Merhaba Berke,
Tarik Dursun'un makalelerine bir göz atmani isterim. Cok ilginc, Müslümanlik'i diger dinlerle inceliyor ve cok yönlü elestiriler getiriyor. Muhakkak ki Islam'i elestirdigi icin Bahriye Ücok gibi suikaste kurban gidiyor.
Söyledikleri ne kadar dogru bilemiyorum, ancak sanki biraz Deizm'e göz kirpiyor.

http://www.turandursun.com/turan-dursun-makaleleri/

Not: Paylasimimdaki neden kimsenin inanclarini degistirmesi yolunda degildir. Sadece farkli görüslere de kulak verip bir sentez yapabilmektir.